Prof. Dr. Savas Bozbel Hukuk · Teknoloji · Bilim
14 Eylül 2026

GEMA v. Suno: Kararın Üretken Yapay Zekâ ve Telif Hukuku Açısından Anlamı

Münih I Eyalet Mahkemesinin GEMA v. Suno davasında 31 Temmuz 2026 tarihinde verdiği karar, üretken yapay zekânın telif hukuku bakımından değerlendirilmesine ilişkin şimdiye kadarki en kapsamlı Alman mahkeme kararlarından biridir. Mahkeme yalnızca üretilen müzik çıktılarını değil, kullanım zincirinin tamamını incelemiştir: eğitim verilerinin elde edilmesi, modelin eğitilmesi, korunan eserlerin model içerisinde saklanması, üretilen çıktılar ve platform işletmecisinin rolü.

Karar henüz kesinleşmemiştir. İstinaf incelemesi Münih Yüksek Eyalet Mahkemesi nezdinde 6 U 2314/26 e dosya numarasıyla devam etmektedir.

Yapay Zekâ Modelinde Ezberleme ve Çoğaltma

Mahkemeye göre, telif hakkıyla korunan müzik eserleri yapay zekâ modelinin kendisi içerisinde çoğaltılmış olabilir. Belirleyici olan, eserin klasik bir ses dosyası veya nota biçiminde saklanması değildir. Eser, tanınabilir şekilde yeniden üretilmesini mümkün kılacak biçimde model parametrelerinde veya başka veri yapılarında ezberlenmişse telif hukuku anlamında bir tespit ve çoğaltma söz konusu olabilir.

Mahkeme bu sonucunu özellikle dava konusu müzik eserlerinin basit ve sonucu ayrıntılı olarak belirlemeyen açık uçlu istemler aracılığıyla tanınabilir biçimde üretilebilmesine dayandırmıştır. Eserin model içerisinde yalnızca dolaylı olarak algılanabilir olması, Mahkemeye göre çoğaltma olarak nitelendirilmesine engel değildir.

Bununla birlikte karar, korunan eserlerle eğitilen her yapay zekâ modelinin otomatik olarak bu eserlerin birer çoğaltmasını içerdiği şeklinde genelleştirilmemelidir. Mahkemenin değerlendirmesi, somut eserlerin model tarafından ezberlendiğinin ve yeniden üretilebilir olduğunun ortaya konulmasına dayanmaktadır.

Metin ve Veri Madenciliği İstisnasının Sınırları

Mahkeme, Alman Telif Hakları Kanunu’nun 44b maddesi ile DSM Direktifi’nin 4. maddesinin yapay zekâ eğitim külliyatının hazırlanması amacıyla gerçekleştirilen çoğaltmalara kural olarak uygulanabileceğini kabul etmiştir. Ancak eğitim veri setinin oluşturulması ve hazırlanması ile korunan ifade unsurlarının daha sonra eğitilmiş modele alınması arasında ayrım yapmıştır.

Mahkemeye göre dava konusu müzik eserlerinin ezberlenmesi, salt istatistiksel bilgilerin elde edilmesinin ötesine geçmektedir. Korunan eserlerin yeniden üretilebilecek şekilde model parametrelerine alınması, basit bir veri analizi olarak değerlendirilemez. Bu nedenle model içerisinde meydana gelen çoğaltmalar, Alman Telif Hakları Kanunu’nun 44b maddesi kapsamındaki istisnadan yararlanamaz.

Somut olayda ses dosyalarının, YouTube’un “rolling cipher” olarak adlandırılan teknik koruma önlemi aşılarak ve “stream-ripping” yöntemleri kullanılarak elde edildiği de tespit edilmiştir. Mahkeme bu nedenle metin ve veri madenciliği istisnasının gerektirdiği hukuka uygun erişim koşulunun da gerçekleşmediği sonucuna varmıştır.

Çıktılar ve Umuma İletim

Müzik üreticisi tarafından meydana getirilen çıktılar da telif hukuku bakımından değerlendirilmiştir. Münih I Eyalet Mahkemesi, bunların bir kısmını korunan müzik eserlerinin çoğaltılması veya işlenmesi olarak nitelendirmiştir.

Kararın özellikle dikkat çeken yönü, ezberlenmiş eserlere basit ve açık uçlu istemler yoluyla erişim sağlayan bir modelin kullanıma sunulmasının başlı başına umuma iletim teşkil edebileceğinin kabul edilmesidir. Mahkemeye göre korunan eserin her kullanıcı tarafından fiilen elde edilmesi zorunlu değildir; esere erişim imkânının sunulması yeterli olabilir.

Bu yaklaşımın istinaf incelemesinde özellikle tartışılması beklenebilir. Zira değerlendirme, telif hakkı ihlalinin ağırlık merkezini tek tek çıktılardan kısmen modelin kendisine ve modelin kullanıma sunulmasına kaydırmaktadır.

Yapay Zekâ Sağlayıcısının Sorumluluğu ve DSA’nın 6. Maddesi

Mahkemeye göre Suno, Dijital Hizmetler Tüzüğü’nün 6. maddesinde barındırma hizmetleri için öngörülen sorumluluk muafiyetinden yararlanamaz. Dava konusu çıktılar yalnızca kullanıcılar tarafından sağlanan üçüncü kişilere ait bilgiler olarak değerlendirilemez.

Somut olayda kullanılan istemler basit ve açık uçludur; meydana gelen müziğin somut biçimini kullanıcılar tarafından içerik olarak belirlememiştir. Çıktıları model ve uygulama üretmiştir. Mahkeme bu nedenle söz konusu çıktıları sağlayıcının kendi bilgileri olarak nitelendirmiştir.

Bu değerlendirme diğer üretken yapay zekâ sağlayıcıları bakımından da önem taşımaktadır. Kullanıcının yaratıcı etkisi azaldıkça ve içeriğin biçimlendirilmesinde modelin rolü arttıkça, ortaya çıkan çıktıların yalnızca kullanıcılar tarafından sağlanan yabancı içerikler olarak nitelendirilmesi zorlaşabilir.

ABD’de Gerçekleştirilen Eğitim ve Fair Use

Mahkemenin tespitlerine göre modelin eğitimi Amerika Birleşik Devletleri’nde gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle eğitim sırasında meydana gelen çoğaltmalar ABD telif hukuku uyarınca incelenmiş ve Suno’nun fair use savunması reddedilmiştir.

Mahkeme değerlendirmesinde kullanımın ticari niteliğini, müzik eserlerinin yüksek yaratıcı özelliklerini, kayıtların tamamının kullanılmasını, korunan unsurların çıktılarda yeniden üretilebilmesini ve kullanımın lisanslama ve satış pazarları üzerindeki muhtemel etkilerini dikkate almıştır. Eğitim verilerinin teknik koruma önlemleri aşılarak elde edilmesi de sağlayıcının aleyhine değerlendirilmiştir.

Bir Alman mahkemesinin ABD hukukuna ilişkin yorumu Amerikan mahkemelerini bağlamaz. Bununla birlikte karar, sınır aşan yapay zekâ uyuşmazlıklarında birden fazla ulusal telif hukuku sisteminin paralel biçimde incelenmesinin gerekebileceğini göstermektedir.

Kararın Uygulama Bakımından Önemi

Karardan üretken yapay zekâ sağlayıcıları bakımından bazı önemli sonuçlar çıkarılabilir.

Eğitim verilerinin kaynağı ve hukuka uygun biçimde elde edildiği belgelendirilmelidir. Eserlerin model tarafından ezberlenmesine ve esere yakın çıktıların üretilmesine karşı alınan teknik önlemler yalnızca çıktı filtresiyle sınırlı tutulmamalıdır. Hak sahiplerinin kullanım çekinceleri ve lisanslama imkânları veri stratejisine dâhil edilmelidir. Ayrıca içerik üretiminde kullanıcının, modelin ve platformun üstlendiği roller hukuken ve teknik olarak şeffaf biçimde belirlenmelidir.

Karar, hak sahiplerinin taleplerini ileri sürerken hangi olguların önem taşıyabileceğini de göstermektedir: bir eserin basit istemlerle yeniden üretilebilmesi, eğitim külliyatının içeriği, eğitim verilerinin kaynağı ve modelin teknik çalışma biçimi.

İlk Değerlendirme

Karar, eser ve hak sahibi menfaatlerini güçlü biçimde öne çıkaran bir yaklaşım benimsemektedir. Kararın temel dogmatik yeniliği, yeterince somut bir ezberleme ve yeniden üretilebilirlik kanıtlandığında modelin kendisi içerisinde bir çoğaltmanın bulunduğunun kabul edilmesidir.

Salt istatistiksel bilgi çıkarımı ile esere özgü ezberleme arasında ayrım yapılması gerekli ve isabetlidir. Buna karşılık model parametrelerinin hangi koşullarda korunan eserin tespiti sayılabileceği ve modelin yalnızca kullanıma sunulmasının umuma iletim oluşturabileceği yönündeki değerlendirmeler tartışmaya açıktır.

Münih Yüksek Eyalet Mahkemesinin vereceği istinaf kararı bu nedenle yalnızca yapay zekâ tabanlı müzik üreticileri bakımından değil, üretken yapay zekânın telif hukuku kapsamındaki genel değerlendirilmesi açısından da büyük önem taşıyacaktır.

Karar Bilgileri

LG München I, 31 Temmuz 2026 – 42 O 763/25

İstinaf mercii: OLG München – 6 U 2314/26 e